Popüler Yayınlar

Popüler Yayınlar

Popüler Yayınlar

27 Temmuz 2014 Pazar

En güzel Bayramlar, Kan ve Gözyaşı üzerine kurulurmuş!...



Barış Manço Ne de güzel söylemiş, öyle değil mi çocuklar.

Sevgiye, Barışa, Mutluluğa ve Neşeye önemli bir kapı olan, Bayramlarımız için.

Ancak öncelikle Bayramınızı​ kutlamak isteriz

Aslında tüm dostlarımızın bayramını kutlamak istiyoruz,
Umarım bu günler, dünyada akan müslüman kanına, özellikle kardeş kardeşi katlederken buna son verilebilir.

Dünya, biraz huzur ve mutluluğun tadına bakabilir.
Çocuklar kanlara göz yaşlarına bulanmadan ana babalarına bakabilir.
Dostlarımız, sevdiklerimiz ve ailelerimizle, mutlu, huzurlu ve umut dolu bir bayram geçirebiliriz.

Şeker tadında bir bayram dileklerimizle!
Bayramınızı kutluyor, tüm sevdiklerinizle sağlık, mutluluk, neşe dolu bir bayram geçirmenizi diliyoruz.

size harika bir haberimiz de var
Bayram boyunca
her gün farklı bir füzyon mutfağını ele alıp değerlendireceğiz.

2 Haziran 2014 Pazartesi

Evde boza nasıl yapılır?

Yaz günü yaz günü Boza da nereden çıktı demeyin, bir kez deneyin,

hele bu kadar uzun süre ortalarda görünmemişken, demeyin,

hele ki bir de buzlu hazırladığınızda, böyle lezzetli, serinletici ve faydalı bir içecek daha bulamazsınız,


Gece gece hemencecik yetiştireyim dedim tarifimi. Kaç zamandır canım boza çekiyor ancak fırsat bulup yapabildim. Bu tarifi çok eski aile tarifimdir. Her sene bir ya da iki kere yaparım. Geçen sen hiç yapamamıştım. Dedim geleneği bozmayım yapayım. Eskiden kış ayı geldiği zaman akşamları bozaaa diye bağırarak boza satan satıcılar gezerdi. Şimdilerde artık neredeyse hiç duymuyoruz. Artık marketlerde de satılıyor. Bozanın ayrıca bir şifa deposu olduğunu biliyor muydunuz?

Bozanın mayalanması sırasında oluşan laktik asit, hazmı kolaylaştırmada çok yardımcıdır.
onun için yemeği fazla kaçırdığınızsa da idealdir.

İçerdiği laktik asit nedeniyle bağırsak florasını düzenleyici role sahiptir.
Mide bezlerinin faaliyetlerini olumlu yönde etkiler.
İçerdiği mayalar sayesinde emziren annelerde süt yapımını artırır.
A, B, C ve E vitaminleri deposudur.
MALZEMELER:
6 Çay bardağı kalın bulgur
1 çay bardağı pirinç
25 çay bardağı oda sıcaklığında içme suyu
3 çay kaşığı instant maya
2 yemek kaşığı toz şeker
Ayrıca
4-5 Çay bardağı toz şeker
leblebi ya da fındık
Toz tarçın
YAPILIŞI:
Bulgur ve pirinci yıkayıp su ile iyice yumuşayıncaya kadar haşlayın.
Daha sonra ince tel süzgeçten geçirip posasını atın
İyice ılıyınca maya, iki kaşık şeker ve bir bardak su ile mayayı karıştırıp tenceredeki bulgur lapasına ekleyin. kapağını kapatın. Güneş ve ışık görmeyen bir yerde bir gün bekletin.
Ertesi sabah bulguru karıştırıp gazını çıkartın. Kapağını kapatıp fermantasyonu için bekletmeye devam edin. Yine arada sırada karıştırmaya devam edin.
Oda sıcaklığında bir yerde olmasına özen gösterin. Sıcak bir ortamda olursa fermantasyon daha hızlı olur ve bozanız istenilen lezzete ve kıvama gelmez.
2. Günün sonunda artık geri kalan şekeri ekleyebilirsiniz. Şeker miktarı arzuya göre arttırılabilir. Ben artırdım bana şekeri biraz az geldi.
Şekeri ekledikten sonra tadına bakıp olup olmadığını anlayabilirsiniz. Ben dün sabah yapmıştım ve bugün gece 12 de içilmeye hazır hale gelmişti. Takribi 36 saat gibi bir sürede olmuş.
Bozanız olduktan sonra artık buzdolabında muhafaza edin. Ne kadar çabuk tüketirseniz o kadar lezzetli  olur. Buzdolabında fermantasyonu azalır. En fazla 2 günde tüketmeye bakın. Servis ederken Tarçın ve fındıkla servis edebilirsiniz. Orijinalinde leblebi var ama ben sevmediğim için fındık kullanıyorum.
 Afiyet olsun...

13 Ocak 2014 Pazartesi

Geçen Gün " Sosyal Medya Mini Araştırmamıza katılır mısınız?" İcabet Etmezsek ayıp olur dedim, iyi demiş miyim ?!... :)))

....................................
 3 sorumuza cevap vermenizi rica ediyorum. 

1- Kullandığınız ilkden sona doğru 5 sosyal medya mecrası hangileridir? 
2- Sizce "sosyal medya uzmanında" bulunması gereken önem sırasına göre 5 önemli özellik nedir? 
3- Sosyal medyanın "geleceğine" dair tek bir cümle kurmanızı rica ediyoruz... 

İŞTE BENİM CEVAPLARIM
ARAŞTIRMA SONUÇLARI ELİME GEÇİNCE ONLARI DA PAYLAŞACAĞIM


1-  1-Suret Kitabı (İncülazcadan Nefret Ederim) (pEKİ pEKİ, FaceBook)
      2 - Bağlantının İçindeKaldı (Yukarı Bakınız) (iyi iyi, LinkedIN
      3 - Ötüp Duran Kuş (Twitter tabee!)

2 - 1 - Sosyal Medya Diye tanımlanan, bir taraftan da insanları asosyalleştiren Metanın
           Dinamiklerini, yani insanların neyi niye değil de nasıl yaptıklarını iyi anlaması
     2 - İnsan doğasının sanal alemdeki yansımısanı iyi analiz edebilmesi
     3 - SM aygıtlarını iyi kullanabilmesi
     4 - Toplumsal tepkileri iyi okuması, iyi tahmin etmesi ve doğru yönlendirmesi
     5 - Sanal dünyadaki tepkilerin gerçek dünyadaki yansımalarını iyi gözlemlemesi
          doğru analiz etmesi

3 -  Dünya denen bu uzay gemisi ve üzerindeki insanoğlu denen mahluk, kendini sosyal olmak adına hızla asosyalleştiriyor, SM'nın bir amaçtan çıkıp araca dönüştüğünü görüyoruz, bu da SM'nın altın çağının daha sadece yaklaştığının habercisi!



10 Ekim 2013 Perşembe

Sevgili Dostlar

HAYIRLI VE SEVDİKLERİNİZLE AFİYETLE GEÇİRECEĞİNİZ NİCE MUTLU, BEREKETLİ, SAĞLIKLI BAYRAMLAR DİLER,
BAYRAMINIZI KUTLARIZ

Ayrıca,
geçen sene başlattığımız ve benim Bodrum'a yerleşmem ile ilkbaharda sonlandırmak zorunda kaldığımız sohbet ve iletişim toplantılarını yeniden başlatmak istiyoruz.

Özellikle,
Sürdürülebilirlik Kavramı ve bunun içine giren 3 Ana kavramı masaya yatırdığımız,
işletmeci, yönetici ve iş adamlarımıza
hem Ekonomik olarak Karlı ve uzun soluklu iş yapmayı
Hem de Doğa ve Topluma Hizmet etmeyi nasıl bir arada sürdürebiliriz, sürdürmeliyiz teması çerçevesinde gelişen,
sohbetlerimizi yeniden başlatmak isteğindeyiz.

Uzun Kurban bayramı tatili arasından sonra,
27 Ekim Pazar günü,
önce BİRLİKTE Yemek Yapıp DÜNYA MUTFAĞINI keşfederek hoşça vakit geçirmek,
Akabinde de SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMINI Masaya Yatıracağımız Toplantı serimizi yeniden başlatmak istiyoruz.

27 EKim Pazar Günü
14:00 FÜZYON MUTFAĞI
17:00 Sürdürülebilirlik ŞİMDİ
(ALT BAŞLIK:
1-Karlı ve Uzun Ömürlü Bir İşletme Nasıl Kurulur, ve Nasıl İdame Ettirilir
2-İşletmelerde Enerji Tasarrufu ve Kendi Enerjisini Üretme Çözümleri/Yenilenebilir Kaynaklar
3-EKolojik Çözümler İşletmelere Nasıl Adapte Edilebilir
4-İşletmelerin Sürdürülebilir Olması için Sosyal Boyutları)

Projelerini şimdi tekrar hayata geçirmek istiyorum

Katılım Durumunuzu bildirirseniz, çok memnun oluruz

KALIN SAĞLICAKLA
Dr. Saim Yiğit Bayrak

ÖNEMLİ NOT:
1 - Toplantılarımız ücretsizdir,
Füzyon Mutfağı için Mutfak kullanım bedeli ve satın alınması gereken malzemeler için kişi başı 25TL toplanmaktadır ve para doğrudan işletmecenini hesabına yatırılmaktadır
2 - Sadece içeceklerimizi ve yemek sonrası sipariş ettiğiniz yiyeceklerin ücretlerini, özel anlaşmamıza göre indirimli olarak işletmeye ödeyeceksiniz.

Toplantılarımız,
1-TOPLUMSAL VE BİREYSEL BİLİNÇ OLUŞUMUNDA katalizör görevi üstlenmek
2-sinerji yaratarak işletmeci ve girişimcilerimizin başarısını arttırmak
3- YENİLENEBİLİR KAYNAKLAR, ATIK YÖNETİMİ, ENERJİ TASARRUFU gibi bugüne kadar ihmal edilen ve hali hazırda yalapşak kanunlar ile yönetilmeye çalışılan önemli ekonomik faaliyetlere dikkat çekmektir.

Katılım Durumunuzu bildirirseniz, çok memnun oluruZ


Rezervasyon İçin
KALIN SAĞLICAKLA
Dktr Saim Yiğit Bayrak 532 307 80 54
saim.yigit.bayrak@gmail.com
Mim. Devran Kızmaz     538 302 92 94
devrankizmaz@gmail.com

29 Mart 2013 Cuma

Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin...
-Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet...

-Yapabileceğin kadar söz ver... Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap...
Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.

-Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle...

-Dalın ucuna gitmekten korkma... Meyve oradadır...

-Büyük adam, büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir...

-Şans bukalemun gibidir... Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir...

-“Tarihte en etkili 100 kişi” adlı kitabı okudum... Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm...
-Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün “hırladığın” içindir...

-Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin...Şimdi başla... Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla...

-Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim...

-Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven...
Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu...Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor...

~Aldous Huxley~


Eee, şimdi bize ne diyorsunuz değil mi???!!!.

Ehh, Füzyon nedir, annemizin, ninemizin mutfağını aşmak,
yeni denizlere yelken açmak değli mi dostlar
:)

25 Mart 2013 Pazartesi

SİGARA, UÇAK KORKUSU ve Fazla KİLOLAR

Uçaktan korkuyor, sigarayı bırakamıyor, kilolarla başa çıkamıyorsanız, 
QEPR (Kuantum Duygusal ve Fiziksel Terapi) teknikleriyle vücudun dengesini sağlayabilirsiniz.

Duygusal sorunlarımızın temelinde yaşam biçimimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, gibi somut nedenlerin olabileceğine dikkat çekiliyor. 

Modern yaşamın stresi, yaşam enerjimizin düzgün çalışmasına engel oluyor,
Mesela, sokaktaki hayvanlara bakın, tam bir miskinlik, gevşeme halindedirler,
velakin, acil bir durumda inanılmaz kısa bir sürede reaksiyon gösterip tam alarm durumuna geçerler,
halbuki modern insan, sürekli bir alt düzeyde de olsa ALARM HALİNDE yaşıyor, ve bu ruh, beden  ve zihin arasındaki iletişimi bozuyor, 
ve kişi birbiri ardına sıkıntılar yaşamaya başlıyor!

eğer siz de, kötü alışkanlıklar, korkular ve kaygılardan kurtulmak istiyorsanız,  şu tavsiyeleri değerlendirebilirsiniz:

Fiziki etkinlikler:
1. Kendinizi kötü hissettiğinizde çay, kahve, kolalı içecekler yerine bir bardak su için. Bir süre dinlenin.
2. Bazı gıdalar, parfümler hatta giysiler bile mutsuzluk yaratabilir. Gergin olduğunuzda, korktuğunuzda kendinizi gözlemleyin. Ne yiyip, içtiğinize bakın. Bir liste oluşturun.
3. Açık havada yürüyüş yapın. Temiz havada, derin nefes almak en iyi ilaçtır.

4. Düzenli spor yapın, egzersiz ruh, beden  ve zihin arasında kopan bağları kurmak için birincil araçtır.

Duyguları yönetmek:
1. Stres bedenin enerji akışını bozduğu için, fiziki sorunlara neden olur. İyileşmek için önce sakin ve dengeli olmaya karar vermeniz gerekir.
2. Her gün temiz bir sayfa açın. Eski kirli bir tabakta, yemek yemek yerine, temiz tabakla güne başlayın. Geçmişi geride bırakın.

Enerjiyi dengelemek:
Emery, kendi kendimizi “sabote” ettiğimizi savunuyor. “insanlar sorunları çözmenin kolay olduğuna inanırsa, zaten en önemli adımı atmış olurlar” diyen, ünlü terapist, enerjisini düzeltmek isteyenlere şu tekniği uygulamalarını salık veriyor:
1. Sizi mutlu eden ve sevdiğiniz şeyleri düşünün. Gözünüzün önüne güzel görüntüler gelsin.
2. Zihniniz ve bedeniniz arasındaki enerjiyi dengelemek için, önce elinizin alt kısmına diğer elinizle 10-15 defa hafifçe vurun. Daha sonra, tek elinizin parmaklarının ucuyla burnunuzun altına 10-15 defa hafifçe vurun. Aynı işlemi sırasıyla, iki elinizin parmaklarıyla gözlerinizin altına, daha sonra koltuk altınızın 8 cam altındaki bölüme avuç içlerinizle vurarak sürdürün. Hareketi, göğsünüzün ortasındaki bölüme tek elinizin parmak uçlarıyla vurarak tamamlayın. Bu rutini, sizi rahatsız eden konuyu gerçekçi bir biçimde algılamak için sık sık tekrarlayın.

3. Yoga, Meditasyon gibi zihinsel ve fiziksel aktiviteleri bir arada düzenleyen yöntemleri bilinçli ve istekli olarak uygulamaya alın.

17 Mart 2013 Pazar


Bu pazar sizinle tipik bir - Readers Digest - (Bütün Dünya) Hikayesi paylaşmak istedik.
ama, bu öyle bir hikaye değil, basbayağı bize hayattaki önceliklerimizi hatırlatan bir hikaye
Buyrun


"ÖFKE" ( Çok Güzel Bir Hikaye )

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu.
Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti.
Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.
Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. "Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!"muş. Bugün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey, bitti işte.

Adam açık mavi göleği hışımla aldı;

-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.

-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım.
Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara 'Hoş geldin' demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı.
Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, "Bir kaza yapmasa bari..."

Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi. Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti. Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı.
Radyo'da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.

Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. "Geç kaldım diye acele edip acaba o da..." Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Çocukları uslu, söz dinler olduğu halde, çok kısa süreli de olsa evde yalnız bırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu.

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı.
Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen
gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak?
Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı.

Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; "Haberleri mi dinledin?"
diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi.Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim...

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.

*Her günü son günün bil. *